Suya Okunan Dua

Suya Okunan Dua
Metin Kaygalak
AVESTA YAYINLARI
boşuna çırpındığım.. heder olduğum bunca
şeye, kederim boşuna. bileydim, vücud ısımın
şahidi olduğunu hayâ dilimin, sözlerimin
kılıçtan keskin... ezberlerdim geçişimi o çorak
toprağa.. suları vurmazdım böyle hesapsız,
köprüleri kıl çadırlarla örtmezdim. şimdi su
tabirleri okuyorum durmadan dostlarıma.
rüzgârın kederli sesini. oysa biliyordum,
buraya kadardı herkesin, düğün çadırında söylediği sözleri.
Kin Divanı

Kin Divanı
Kemal Varol
YOM YAYINLARI / Şiir Dizisi
İlk kitabı Yas Yüzükleri'ni […] bir solukta okuyunca, şiirde bir çok şeyi geride bırakmış bir şairle karşı karşıya olduğumu anladım.
Mehmet H. Doğan / Kitaplık Dergisi
Kemal Varol, daha ilk şiir kitabında, yaslı bir benlik tasarımını üstlenmiş olmakla şunu da yapıyor: Doğu'nun şiirinde o malum kederli değerlerle yüzleşmek, bilgeliğe giden yolun kaçınılmaz uğrağı olan keder kalıtına katılmak.
Mahmut Temizyürek / Varlık Dergisi
Kemal Varol ile ilgili en güçlü dayanağım insanileşme ilkesine olan bağlılığıdır. Kendiliğinden, Doğu'dan, yoksunluktan, aşkınlıktan oluyor tüm bunlar. O sükûnet içindeyken ona şair derler.
Adnan Özer/ Radikal Kitap Eki
İddialı, iddiasını yetkinlikle taşıyan bir şiirsel yükle derin ve ismiyle her dizesi birbirini bütünleyen bir şiir kitabıyla karşı karşıyayız.
Şükrü Erbaş/ Özgür Politika Gazetesi
Kemal Varol, "herkesin içinde eksik bir yusuf vardır / çünkü su ve ateş / kuyu ve dağ birdir // bazı çocuklar kalır / bazı çocuklar bıçak içindir" şiiriyle erken büyüyen ve başka bir adla boğazlanan bütün çocuklara dokunuyor.
Haydar Ergülen / Radikal Gazetesi
Şiiri hem kentli hem de Doğu'nun hamuruna sahip. Ve bir gelenek şiiri de değil. Hem 90'lı yıllar boyunca yaşanan malum altüst oluşlar, göçler var bu şiirde hem de "yutkundukça kalbi acıyan bir ben kaldım" diyen hayli ince, kırılgan bir ruh hali. Kemal Varol, ilk kitabıyla Doğu'dan gelen yeni bir edebiyatın öncülerinden.
Tempo Dergisi
Ol !..

Ol !..
Nilay Özer
YASAKMEYVE YAYINLARI / Şiir Dizisi
sanılmasın ki sözümün zırhı rahat
bir kının boşaldığı
bir atın baş döndüğü
o hain pusularda gezinen hayat
beni de ince bir ihmale hazırladı
Avare Şiirler

Avare Şiirler
Serdar Koçak
PAPİRÜS YAYINLARI / Şiir Dizisi
"Ben hayatla konuşurum, çokluk deniz kıyısında olur bu, deniz çocuğuyum ondan. Yalın halimde. Yıllar hızla geçip gider takvimde ve zihinde. Geçmiş kendinden taşırarak kendini şimdiki zamana varır. Ağaçları, kuşları,, devrimcileri, sanatları tuhaf buldum ben. Onları arkadaşlarıma anlatabilmek için ateşi, mikayı, camı, bazı dağları, gönlümdeki yorgunluğu inceledim. Bu yüzden işte zalim bir farkındalıkla enteresan ve mavi şiirler yazdım. Sen oku onları beni bana anlat diye.
Ey kesif vadilerimin ilk yolcusu şimdi sen, o ve öteki- kainata saçılıyorsunuz. Bense Güney Atlantik'te varlığımın kaybolmuş mevsimlerinde sonsuzca bekleyeceğim. Teşrinlerde, Kânunlarda sessizce...
Önemli olan ise hiç varolmamış bulunmaktır. "
Mürekkep Zamanlar

Mürekkep Zamanlar
Veysel Çolak
PAPİRÜS YAYINLARI / Şiir Dizisi
Değişen ve gelişen bir şiir yazdım. Diyalektik bir oluşum, diyalektik bir toplam olarak gördüm şiiri. Ve bunun gereğini yaptım denilebilir. Her süreçte geleneği yok saymadım, yadsıdım. Bu tavır, şimdiki şiirimle buluşturdu beni. Buradan bakınca, rahatça şunları söyleyebiliyorum: Yaşanması olanaksız özgürlükler için yazılmalı şiir. Şiirin, 'sivil itaatsizlik' için biricik ortam olduğu hiç unutulmamalı. Her şiirin bir öncekine ihtilâl olmasını zorunlu bir disiplin olarak benimsemeli şair. Yaratıcılığın önkoşulu olarak görülmeli bu.
Şair olanı değil, olması gerekeni yazmalı. İmgeyi, sözlüklerde olmayan üçüncü bir sözcük olarak düşünmeli. 0 üçüncü sözcüğü oluşturacak şiirler yazmalı. Şiir, dilde ideolojilerin kırıldığı tek ortam olunca; imgenin de tek ideolojik olanak olarak anlam kazandığı fark edilmeli. Şiirin aşkınlığıdır bu. Gene, şiirin gerçeğin yansıması değil, yansımanın gerçeği olduğu benimsenmeli. Soyunan, dili öldüren bir şiire varmanın bir başka yolu da yoktur. Şair, karşı çıkarken bile geleneği gözetmesinin nedenidir bu.
Yaşam kadar dağınık, yaşam kadar örgütlüdür sahici şiir. İnsanı tragedyasıyla buluşturmayı amaçlar. Bu şiir, kapitalizme karşı zekânın lirizmidir. Yazıldığı dille tanımlanır; ama evrenselliğini de bu özelliğinden alır. İnsani politikleşmedir şiir, yaratıcı etkinlikten, eylemlilikten yanadır. Dilin öncü yorumunu belirleyici olanak olarak yüklenen bir şiirdir gözetilmesi gereken. Görünen o ki, olanaksızı isteyen bir gerçekçilikle yazılmalı şiir.
Veysel Çolak
Şiir Defteri

Şiir Defteri
1980 Sonrası Şiir ve Hayat
Şeref Bilsel, Cenk Gündoğdu
TOROSLU KİTAPLIĞI
Nesnelliği sınama derdi taşıyan bir özgünlük içerisinde Şeref Bilsel ve Cenk Gündoğdu tarafından hazırlanan ‘Şiir Defteri’ 2004 yılında dergilerde yayımlanan şiirlerden seçilerek oluşturuldu. 120’yi aşkın dergiden seçilen şiirler, kolektif bir anlayış ve yöntem önerme çabası eşliğinde modern Türk Edebiyatında bir ilki gerçekleştiriyor. Çalışmada yer alan şiirler, 1960 sonrası doğan şairlerin ürünlerini kapsıyor. 1980 sonrası şiirin kaynaklarını gösterme, dönemin şiirinin nereye evrildiğini imleme ve dergilerdeki dağılımıyla gözden kaçan ‘dönem şiirinin’ ‘iyi’ örneklerini derli toplu bir biçimde, değerlendirme yazılarıyla birlikte okura sunan Şiir Defteri, aynı zamanda bir antoloji özelliği de taşıyor.
*Ayten Mutlu, Müslim Çelik, Oğuz Özdem, Serdar Koçak’tan oluşan seçici kurul; yöntemlerine ve günümüz şiirine dair yazılarıyla,
*Yusuf Çotuksöken: Çalışmada yer alan şiirlerden hareketle ‘genç’ şairin dil bilincine dair saptamalarıyla,
*Tahir Abacı: 1980 öncesi şiirimiz ve sosyal yapı ile 1980 sonrası şiirimizi bugünün koşulları üzerinden değerlendirmesiyle,
*Sezai Sarıoğlu: 2004 yılında ilk kitabı yayımlanan ‘genç’ şairlerin kitaplarına dair eleştirel yaklaşımıyla,
*Salih Bolat: 2004 yılında yayımlanan poetik kitaplardan hareketle şiirimizin arka planına yaptığı yolculuğuyla,
*Orhan Alkaya: 1980 sonrası kendini gösteren politik ve poetik kırılma üzerinden dönem şiirini değerlendiren yazısıyla,
*Haydar Ergülen: ‘Şiir Defteri’nde yer alan şiir-şairlere dair incelikli izdüşümüyle,
*Altay Öktem: 1980 sonrası fanzin-internet kültüründen hareketle 2004 yılını kapsayan alt kültüre dair tespitleriyle,
*küçük iskender: Yakın tarihin üzerine yıkılan suçun kısa özetiyle,
*Bâki Ayhan T.: 2004 yılında yayımlanan (120’den fazla) dergilerdeki şiirlere dair eleştirel yaklaşımıyla,
*Şeref Bilsel ve Cenk Gündoğdu: 2004 yılında dolaşımda olan tüm dergileri eksiksiz sayılarıyla değerlendiren, son çeyrek yüzyılda şiir ve hayata eğilen yazılarıyla ‘Şiir Defteri’nde yer aldılar
Ablam Uzak Ülkede

Ablam Uzak Ülkede
İsmail Kılıçarslan
BİRUN YAYINLARI / Başka Kitaplar Dizisi
kirazları ünlüymüş, bir de taştan yapılma o eski heykelleri
giderken konuşmuştuk, unutma demiştim, unutma sen gene de
demli bir çay yap, yıldızlara bak sonra, ne de olsa sadece akdeniz var arada
o upuzun havayı dinlerken annem de öyle dedi: bulsun artık birini.
akdeniz demiştik öyle ya, bir fesleğen kokusu, bir de mercan sinarit
yeni tütün de tütün değildir, bambaşka bir şey olup çıkmıştır artık gidip bulmalı çocuğumuzun kurduğu güvercin düşlerini
gidip bulut bir ayet okumalı kulağına, bir yüzük takmalı parmağına
şöyle döne döne oynamalı ki meydan yiğit görsün
Kış Bilgisi

Kış Bilgisi
Ahmet Murat
BİRUN YAYINLARI
Bahçeleri, gölgelerin cinlerini anlardım
Çocukken, sessizce bitenlerin, bitki olanların
Ve çıtırtıyla büyüyen her şeyin
Sarmaşıkları inletirdi (yemin ederim)
Sanki tutuştururdu kılcalları
Toprağın uykusuzluğu ve rüzgarın
Çatlayan toynakları.
Mevsimlerin dikiş yerlerinden severdim bırakılmayı
Gördükçe seviliyorum sanırdım
Göğü dalgın kılan o kuş hayatlarını
O bulutların
Ki perdeleri kapattırmayan hayatlarını.
Daha sınırdan geçip uçurtmalaşmadan
Gemleri çürüten köpüklercileyin hafifleşmeden
Katılmadan yollarda ölmüş hacıların yeğni ruhlarına, önce
Eski ülkeme bakardım ne çabuk eskirdi
O sincapsız sinbadsız toprak yoksa hep böyle miydi.
Ben geçerdim kaşık bala gömülüyor gibi ağır
Bir çocuğa bir rüya damlıyor gibi hafif
Hayır! anlatamadım.
Bu Yalnızlık Benim

Bu Yalnızlık Benim
Toplu Şiirler ( 1951 - 1984 )
Metin Eloğlu
YAPI KREDİ YAYINLARI / Şiir Dizisi
Metin Eloğlu, Garip akımı doğrultusunda, ancak kendine özgü şiir diliyle dikkat çekti. Vedat Günyol'un deyişiyle "Türk şiirinin bıçkın, hırçın ve külhan ağızlı uçarı şairi", acılı bir ironinin egemen olduğu şiirleriyle döneminin önde gelen şairleri arasında yer aldı.
Keskin, eleştirel, alaycı diliyle Türkçeyi tadını çıkartarak kullandı. Şairane söyleyişi elinin tersiyle itti.
İkinci Yeni akımına yaklaşarak imgeyi ön plana çıkaran dönemdeki Eloğlu'nu Doğan Hızlan "Dili ve yaşamın dilini tepe tepe kullanan şair" olarak tanımladı.
Toplumsal eleştiri bağlamının zayıfladığı son dönem şiirlerinde resminin büyük etkisi görülür.
Bu Yanlızlız Benim'de Eloğlu'nun 12 kitabı: Düdüklü Tencere, Sultan Palamut, Odun, Horozdan Korkan Oğlan, Türkiye'nin Adresi, Ayşemayşe, Dizin, Yumuşak G, Rüzgar Ekmek, Hep, Ay Parçası, Önce Kadınlar bir araya getirildi.
Ayrıca şiire yeni başladığı dönemde tuttuğu defterler ve son çalışmaları da taranarak hiç yayımlanmamış 36 şiiri gün ışığına çıkartıldı.
Bu Yanlızlık Benim'i yine bir şair:
Mehmet Taner yayına hazırladı.
Gece Çılgın Ayak Sesleriyle Yırtıldı
Bukowski sevenlerin keyifle okuyacağı şiirler... Şiirde aynılıktan sıkılanlara... jean genet ve jean paul sartre'a göre amerika'nın en iyi şairi. 1920’de Almanya'nın Andernach şehrinde doğan Bukowski’nin babası polonya asıllı bir amerikan askeri, annesiyse sıradan bir alman kadındı. Bukowski 3 yaşına geldiğinde aile, Los angeles’a yerleşmek üzere amerika'ya taşındı.hayatının büyük kısmını los angeles'da geçirdi.babası ve sivilceleri onun hayatını mahvetti (belki de onu bu kadar ünlü yaptı). 24 yaşındayken ilk defa bir hikayesi yayınlandı. ilk şiirleri o 35 yaşındayken yayınlandı.1956 yılında los angeles hastanesinde hastalanmış karaciğeriyle ölümden döndü. Doktorlar bundan sonra tek bir kadehin bile ölümüne sebep olacağını söylemişlerdi ama o ayağa kalkarkalmaz içmeye devam etti.60larda tanınmaya başladı ve yeraltı edebiyatının kahramanları arasına girdi. Bukowski her zaman yalın,gerçekçi ve alaycı bir dil kullandı. bazen kaba, bazen sıradan, bazen çok basit görülsede o birçok eleştirmenden iyi not aldı.
Parantez Yayınları
Kumaştan Çalan Terzi / Hüseyin Akın
Kumaştan Çalan Terzi
Hüseyin Akın
Birun Yayınları, İstanbul 2003, 55 sayfaKİTABIN KÜNYESİ
Kumaştan Çalan Terzi, Hüseyin Akın, Birun Yayınları, İstanbul 2003, 55 sayfaBu kitabın Kitapyurdu.com'daki indirimli fiyatını öğrenebilir ve dilerseniz kapınıza kadar teslim edilmesini sağlayabilirsiniz?
Yazar: Eyüp Ayer
E-Posta: bilgi@dergibi.com
Hüseyin Akın birkaç senedir şiirde yeni arayışlar peşinde olduğunu hissettiren bir şair. "Çöl Vaazları" kitabından sonra bu durumun özellikle tarz ve biçim açısından kendini gösterdiğini söyleyebiliriz. İlk bakışta, teknikle sınırlanmış bir arayış gibi gözükse de aslında şairin yaptığı, içeriğe dair belli bir imgesel yönelişin yansıtılması.
Akın'ın daha çok Kırklar ve Dergah dergilerinde yayımlanan yeni açılımlı, uzun soluklu şiirleri " Kumaştan Çalan Terzi" adıyla Birun Yayınları'ndan çıktı. Kapak resminde yer alan fotoğraf her ne kadar bir sosyal gerçekliği imliyorsa da, içerideki şiirler hiçte öyle değil. En azından, şairin son dört-beş yıldır yazdığı şiirlerin II.yeni mecrasında aktığını dikkatli bir okuyucu fark edebilir. Kitabı baştan sona okuduğumuzda kolaylıkla, 'bu kitap kader ve hayat karşısında bir tür yitirişler kitabıdır' diyebiliyoruz.
'Kumaştan Çalan Terzi' iki bölümden oluşuyor. I. Bölüm; 'Sayılı Günler Koşusu', kendini ses ve söz olarak yenileyen bir şairi müjdeliyor. ' Buradan Bakınca Gökyüzü' şiiri nazarımca, gelecek zamanların klasiği olmaya aday bir şiir.
'Kurtlu Kiraz Hamamı' başlıklı ikinci bölüm ise; şairin eski alışkanlıklarıyla yeni temayüllerini birleştirdiği bir çizgide buluşuyor. Burada da şair ritm ve kafiyeyi klasik format ve konumundan çıkararak modern bir zemine yerleştirmeyi başarmış.
"Söyleme"nin bütün imkanlarını sonuna kadar kullanan Hüseyin Akın şiiri'nin yeni sıçramalar yapabilecek güç ve devinime sahip olduğunu teslim ederek, zarımı attığım " Kumaştan Çalan Terzi" şiirinin şu dizelerine dikkat! Diyorum:
Eğninde eski bir yaz düşmüş kör bir makastan
Bir kere tutuştu mu bu şiirden geçmek zor
Eğilipte geçiyor biçtiği her kumaştan
Benim dilim varmıyor 'şiir düştü' demeye
Terzi kumaştan çalmış ellerini seviyor."
04.11.2003